Biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çerkez Ethem

İstiklâl Harbinin ilk yıllarında Kuvâ-ı Seyyâre komutanı. 1886’da Bandırma’nın Emreköyü’nde doğdu.
Dedeleri Kafkasya’dan getirilip Marmara bölgesine yerleştirilen Çerkes ileri gelenlerinden Ali Beyin beş
oğlundan en küçüğü idi.
İyi bir eğitim görmeyen Çerkes Edhem, ağabeyleri (Reşid ve Tevfik) gibi subay olmayı çok istiyordu.
Bu sebeple 19 yaşında subay okuluna girmek için İstanbul’a kaçtı. Bakırköy Süvârî Küçük Zâbit
okuluna kaydedildi. Okulu birincilikle bitirip, başçavuş olarak terhis oldu. Daha sonra astsubaylığa
yükseldi. Süvârî Kıt’ası kumandanı olarak, Bulgar cephesinde (Çatalca’da) savaşa katıldı ve yaralandı.
Birinci Dünyâ Savaşı başlayınca, ağabeyi emekli yüzbaşı Reşid Bey ile Teşkîlât-ı Mahsûsaya alındı.
İran içlerinden geçerek, Afganistan üzerinden Orta Asya’ya ulaşmak için yapılan gerilla seferine katıldı
(1916). Aynı teşkilâtın Irak harekâtında da bulundu. Yaralanarak Bandırma’ya gitti.
İzmir’in Yunanlılarca işgâl edilmesi üzerine, etrâfına topladığı Çerkes gençlerinden bir çete kurdu.
Sâlihli’deki kuşcubaşı Eşref Beyin çiftliğini karargâh yapan Çerkes Edhem, Yunanlılara karşı büyük bir
mücâdeleye girişti. Üstüste kazandığı başarılar şöhretini ve kuvvetlerini arttırdı. Kuvvetleri çevrede en
büyük Kuvây-ı Milliye teşkâlâtı hâline geldi.
Anzavur, Düzce, Bolu ayaklanmalarını bastırdı (1920). Yozgat’ta ayaklanan Çopanoğullarını itâat
altına aldı. Bu isyanları bastırdıktan sonra, Ankara üzerinden Ege’ye dönüşünde büyük bir törenle
karşılandı. Şöhreti iyice artarak millî kurtarıcı gözüyle bakılmaya başlandı. Bu sırada Yunanlılar
Balıkesir ve Bursa’yı işgâl etmişti. Simav cephesine gelen Çerkes Edhem, Demirci’de Yunanlıları
püskürttü.
Bu sıralarda TBMM, düzenli ordunun güçlendirilmesi ve Kuvây-ı Millîye birliklerinin düzenli orduya
katılması husûsunda kararlar almıştı. Bunun için de batı cephesine İsmet Beyi (İnönü) komutan tâyin
etti. Ancak İsmet Beyin komutası altına girmek istemeyen Çerkes Edhem, bu kararlara uymayınca iç
çekişme başgösterdi.
İsmet Bey, İzzeddin Çalışlar komutasında bir birliği Çerkes Edhem üzerine gönderdi. Yer yer
çatışmalar oldu.
Bu sırada Yunan kuvvetleri de harekete geçerek Bozüyük ve Bilecek’i işgâlden sonra Eskişehir’e
doğru ilerliyordu. Kütahya ve çevresinde bulunan Çerkez Edhem’in askerleri düzenli ordu birliklerince
dağıtıldı. Bu mağlûbiyet üzerine Yunanlılara sığınma zilletine düşen Çerkes Edhem, İzmir’e gitti. Bir
süre tedâvi gördü. Atina’ya, oradan Almanya’ya, Mısır’a ve nihâyet Ürdün’e ağabeylerinin yanına gitti.
1948 senesinde Ürdün’de öldü.
Devamını oku ...

Çerkes Hasan

Abdülazîz Hanın tahttan indirilmesinde ve katlinde mühim rol oynayan Hüseyin Avni Paşayı öldüren
subay. 1850 senesinde Silivri’de doğdu. Babası İsmâil Bey, Rus mezâliminden dolayı Kuzey
Kafkasya’dan Anadolu’ya yerleşmiş bir Çerkes Beyi idi.
Çerkes Hasan, 1864’te kardeşi Osman Beyle birlikte Bahriye İdâdîsine girdi. Sonra bu okulun kara
kısmına geçerek teğmen oldu. Subay çıktıktan sonra bir yandan atıcılığı ve biniciliği ile pâdişâhın
takdîrini kazandı. Aynı zamanda ablası Neşerek Kadınefendi, Sultan Azîz’in zevcesi olduğu için
kendisi de pâdişâhın kayınbirâderi oluyordu. Şehzâde Şevket Efendi ile Esmâ Sultânın dayısıdır. Bu
yüzden Sultan Abdüzazîz Hanın büyük oğlu Yûsuf İzzeddîn Efendinin yâverliğine getirildi.
Bu sırada 30 Mayıs 1876 günü Sultan Abdülazîz birkaç insafsız ve safdil devlet adamının şahsî
çıkarları uğruna ve batılıların da kışkırtmalarıyle tahttan indirildi. Bunların başında “Kinim dînimdir!”
diyecek kadar kindâr olan Hüseyin Avni Paşa geliyordu. Hasan Beyin ablası Neşerek Kadınefendi,
Sultan Abdülazîz Hanın hal’ edildiği gün, Dolmabahçe Sarayından Topkapı Sarayına nakledilmesi
esnâsında mücevher sakladığı şüphesiyle omuzundaki şal, pâdişâhın gözleri önünde çekilip alınarak
hakârete uğramıştı. Kadınefendi, omuzları açık olarak boğazı geçmiş ve hastalanmış, Sultan Azîz’in
ölümü üzerine de şok geçirerek 11 Haziran günü vefât etmiştir.
Hüseyin Avni Paşa, hal’den sonra Çerkes Hasan’ın İstanbul’da Birinci Orduda bulunmasını tehlikeli
görmüştü. Bu sebeple kolağası (kıdemli yüzbaşı) rütbesiyle onu merkezi Bağdat’ta olan Altıncı Orduya
tâyin etmişti. Ancak Hasan Bey gelişen olaylar üzerine Bağdat’a gitmeyi reddetti. Bilhassa ablasına
karşı yapılan muâmele kendisini son derece sarsmış olup, Hüseyin Avni Paşaya haddini bildirmeye
karar vermişti. Bağdat’a gitmeyi reddeden Hasan Bey tutuklandı ise de, gideceğine söz verdiği için
serbest bırakıldı. Hasan Bey eniştesi olan Ateş Mehmed Paşanın Cibali’deki evinde halasının yanında
oturuyordu. Bekârdı. Bu konağa gidip baştan aşağı silahlandı.
Abdülazîz Hanı şehid ettiren paşalar, başarılarının zevki içinde Midhat Paşanın Bâyezîd’deki
konağında 15 Haziran gecesi toplanmışlardı. Bu sırada Çerkes Hasan Bey konaktan içeri daldı.
Üniformalı olduğu ve sarayla ilgisi bulunduğu için haber getirdi zannetmişlerdi. Bu sebeple kolayca
konağın üst katına çıktı ve elinde tabancalarından biri olduğu halde kabinenin toplandığı salona daldı:
“Davranmayın!” diye bağıran Hasan Bey aynı zamanda tabancasını ateşleyerek Hüseyin Avni Paşayı
göğüs ve karnından vurdu. Paşalar korku içinde bitişik odaya sığınırlarken diktatör Hüseyin Avni can
havliyle kendini sofaya attı. Lâkin Hasan Bey onun işini bitirmeye azmetmişti. Üzerine yürürken beline
sarılan ve kendisini durdurmaya çalışan Bahriye Nâzırı Kayserili Ahmed Paşanın ellerini ve kulaklarını
doğradı. Aynı zamanda diktatör Avni Paşanın üzerine çökerek kamasını birkaç defâ karnına sapladı.
Avni Paşayı öldürdükten sonra salona dönen Hasan Bey Hariciye Nazırı Raşid Paşayı da öldürdü. Bu
sırada yetişen askerler tarafından yaralı olarak tevkif edildi. Merdivenlerden inerken Bahriye Kolağası
Şükrü Beyin hakâreti üzerine birkaç manga asker arasında çizmesine sakladığı küçük tabancasını
çıkarıp onu da öldürdü. Hâdiseyi işiten İngiliz Büyükelçisi Sir Henri Eliotte; “Midhat Payaya bir şey oldu
mu?” diye sormuştur. Çünkü, Abdülazîz Hanın tahttan indirileceğini bilen dört kişiden biri de bu
büyükelçiydi. Midhat Paşa ve Hüseyin Avni’nin samîmi arkadaşıydı.
Yaralarını tedâvi ettirmeyen Hasan Bey, kısa süren duruşmasından sonra îdâma mahkum oldu ve
ertesi gün Bâyezîd meydanında îdâm edildi. Diktatör Hüseyin Avni Paşanın ölümü halk arasında
sevinçle karşılandı. Çerkes Hasan’a ise o nisbette acı duyuldu ve gönüllerde millî kahraman olarak
yerleşti.
Edirnekapı’ya defnedilen Çerkes Hasan Beyin demir parmaklıklı mezârının büyük taşında “Ümerâ ve
guzât-ı çerâkiseden İsmâil Beyin oğlu olup, Harb Okulunu bitirip, kıdemli yüzbaşı rütbesindeyken genç
yaşında velînîmeti uğrunda fedâ-yı cân eden Çerkes Hasan Beyin kabridir” yazılıdır.
Devamını oku ...

Konstantin Çernenko

Sovyetler Birliği Komünist Partisi genel sekreteri. 24 Eylül 1911’de bir Rus köylüsünün oğlu olarak
merkezî Sibirya’da doğdu. 1985’te Moskova’da öldü.
Gençliğinde komünist gençlik derneklerinin üyesi oldu. Bu, ileride Komünist Partisine üye olmak için ilk
adımını teşkil etmekteydi. 1931’de partiye katıldı ve yerel teşkilâtta sekreterlik görevini aldı. İkinci
Dünyâ Harbine katılmayan pek az idâreciden biridir. Savaş yıllarında Moskova’daki Parti Yüksek
Okulunda öğrenim gördü ve 1953’te öğretmen okulundan mezun oldu. Meslekî hayâtının en önemli
devresi, 1948’de Romanya’da Sovyet modeli komünizmi kurma kampanyasında bulunması ve
kampanyada kışkırtma ve propaganda şefi görevini yürütmesidir. Daha sonra bu kampanyanın başına
tâyin edilen Leonid Brejnev’le ilk tanışmaları buradan gelmektedir. 1964’te Nikita Kuruşçev’in görevden
alınmasıyla başa geçen Brejnev, Çernenko’yu Parti Merkez Komitesine üye yaptı. 1971’de buraya tam
üye olduğu gibi daha üst teşkilât olan Politbüro’ya da üye seçildi.
Partinin ideolojik meselelerinde söz sâhibi olmak için gayret sarf eden Çernenko, 1982’den sonra
Komünist dergilerde Sovyetlerin genel siyâseti üzerine yazılar yazdı. Konuşma kâbiliyeti olmamasına
rağmen, Brejnev’e sadâkati, görevlerini devâm ettirmesine sebeb oldu. Çeşitli vesîlelerle batıya
seyâhatler yaptı. Brejnev’in kendisine “Benim not defterim!” diye hitap ettiği meşhurdur. Brejnev’in
yerine Yuri Andropov’un seçilmesinden sonra kendisinin görevden alınacağı ve Sovyet usûlü kayıplara
karışacağı beklenirken, Andropov’un güvenini kazandı. Andropov’un 1984’te ölümü üzerine Komünist
Partisi genel sekreterliğine getirildi.
Bürokrasiyi azaltmaya çalışan Andropov’un aksine eski kuşak devlet görevlilerinin bir temsilcisidir.
ABD-Sovyetler Birliği ilişkilerinde çok katı bir tutum tâkib etti. Hastalığı esnâsında, bu göreve bir geçiş
dönemi için getirildiği dedikoduları yayıldı. Devlet idâresinde ayrıntılara vâkıf değildi. Bu zaafı
sebebiyle Politbüro’da çok etkili olamadı. Dış işleri eski bakanı Gromiko’nun gölgesinde kaldı. Şimdiye
kadar seçilen en yaşlı Sovyet idrârecisidir. 1985’te öldü. Yerine M. Gorbaçov seçildi.
Devamını oku ...

Çelebi Mehmet

Osmanlı Devletinin beşinci pâdişâhı. Doğum senesini ekserî târihçiler 1386 olarak kaydetmektedirler.
Babası, Sultan Yıldırım Bâyezîd Han, annesi ise Germiyanoğlu Süleymân Şahın kızı Devlet Hâtun’dur.
Çelebi Mehmed küçüklüğünden îtibâren devrin en yüksek âlimlerinden ders aldı. Din ve fen ilimlerini
öğrendi. 1393’te devlet idâresinde tecrübe sâhibi olmak üzere Amasya’ya sancakbeyi tâyin edildi.
Babası ile Timur Han arasında 1403’te yapılan Ankara Muhârebesinde Osmanlı ordusunun ihtiyât
kuvvetleri kumandanlığında bulunan Çelebi Mehmed, muhârebenin kaybedilmesi üzerine Amasya’ya
çekilmek istedi. Ancak Candaroğlu İsfendiyar Beyin yeğeni Yahya Bey karşısına çıktı. Bunu mağlub
eden Çelebi Mehmed, ilerlemesinin tehlikeli olacağını anlayarak Bolu’ya gitti. Daha sonra Amasya’ya
dâvet edilmesi üzerine maiyeti ile harekete geçti ve şehir hâkimi Kara Devlet Şahı yenerek Amasya’ya
girdi. Çelebi Mehmed, aynı yıl civardaki hâkimleri de mağlub edip, Sivas, Tokat ve Amasya
mıntıkasına tamâmen hâkim oldu. Timur Hana esir düşen babasını kurtarmak için bir plân hazırladı ise
de muvaffak olamadı.
Bu sırada Batı Anadolu’da bulunan Timur Han, Çelebi Mehmed’in faaliyetlerini öğrenip, ona teminât
vâdeden mektubu ile yanına dâvet etti. Bu dâvete icâbet edip yola çıkan Çelebi Mehmed, muhtelif
yerlerde türlü bâdirelerle karşılaştığından elçiye durumu anlatıp, olanları Timur Hana arz etmesini
istedi. Kendisi Amasya’ya döndü. Çelebi Mehmed’in bu mâzeretini kabul eden Timur, ona elindeki
yerlerin hükümdârlığını verdi ve al damgalı berât ve hükümdârlık alâmeti olarak taç, kemer ve hırka
gönderdi.
Bu sırada Yıldırım Bâyezîd’in diğer oğullarından Şehzâde Süleymân Çelebi Edirne’de, Îsâ Çelebi
Balıkesir ve Bursa’da, Mûsâ Çelebi ise Kütahya’da sultanlığını îlân etmişti. Eski beylikler yeniden
ortaya çıkarak Anadolu birliği parçalanmıştı. Osmanlı Devletini tekrar bir idâre altında toplamak isteyen
Çelebi Mehmed, kardeşi Îsâ Çelebi’ye karşı Ulubâd mevkiinde giriştiği savaşı kazanarak Bursa’ya girdi
ve hükümârlığını îlân etti (1404). Îsâ Çelebi Yalova yolu üzerinden Bizans İmparatorunun yanına kaçtı.
Emir Süleymân’ın isteği üzerine ise Edirne’ye gönderildi. Emir Süleymân, Îsâ Çelebi’yi mühim bir
kuvvetle Anadolu’ya gönderdi. Bursa’yı almak isteyen Îsâ halkın muhâlefeti ile karşılaştığından şehri
yaktı. Çelebi Mehmed ile yaptığı ikinci muhârebede de mağlub olunca, yanına kaçtığı İsfendiyar Beyle
anlaşarak berâberce Ankara’yı almak üzere harekete geçtiler. Ancak müttefik kuvvetler Çelebi
Mehmed’e mağlub olup, Kastamonu tarafına çekildiler.
Bir müddet sonra Îsâ Çelebi Aydınoğlu Cüneyd Beyin yanına gitti ve onun aracılığıyla Saruhan ve
Menteşe Beyleriyle anlaşarak tâlihini bir kere daha denemek istedi, ancak mağlub oldu ve bu defâ
Karamanoğlu’na iltihâk etti. Netîcede Îsâ Çelebi bir müddet sonra yakalanarak ortadan kaldırıldı.
Îsâ Çelebi’nin öldürülmesinden sonra Çelebi Mehmed Anadolu’da yalnız kaldı. Bundan sonra
kendisinin kuvvetlenmesinden endişe ettiğinden Anadolu’ya gelen Emir Süleymân ile mücâdele etti.
Emir Süleymân, Çelebi Mehmed’in elinden birçok yerleri aldığı gibi Aydınoğlu Cüneyd Bey ile
Menteşeoğlu İlyas Beye hâkimiyetini kabul ettirmişti. Çelebi Mehmed, onu yeniden Rumeli’ye
döndürmek için kardeşi Mûsâ Çelebi’yi Rumeli tarafına geçirtti. Mûsâ Çelebi’nin faaliyetlerini öğrenen
Süleymân Çelebi, Rumeli’ye geçti ve ilk anda Mûsâ’yı mağlub ettiyse de, sonradan onun baskınına
uğrayarak hayâtını kaybetti. Çelebi Mehmed Bursa’yı hâkimiyeti altına alırken, Mûsâ Çelebi de bu
sırada Edirne’de hükümdârlığını îlân etti. Mûsâ Çelebi, Anadolu’da kardeşinin kuvvetli olduğunu bildiği
için orayla alâkadâr olmayıp Bizansla meşgul oldu ve bir kısım yerleri onlardan aldı. Bu arada ileride
büyük bir isyan çıkaracak olan Şeyh Bedreddîn’i kazasker yaptı. Şeyh, bu sûretle nüfûzunu artıracak
mevkiye sâhip oldu. Bir ara İstanbul’u muhâsara eden Mûsâ Çelebi tehlikesine karşı İmparator, Çelebi
Mehmed’i Rumeli’ye dâvet etti.
Çelebi Mehmed Üsküdar’a gelerek İmparatorla görüştü. 1411’de İnceğiz mevkiinde kardeşi ile yaptığı
muhârebeyi kaybettiğinden gemilerle Anadolu tarafına geçerek yaralı bir halde Bursa’ya geldi. Bir yıl
sonra Mûsâ Çelebi’yle yaptığı ikinci muhârebede de muvaffak olamadı.
Mûsâ Çelebi’nin ümerâsına karşı sert davranması, bir müddet sonra onları Çelebi Mehmed’le
anlaşmaya mecbur etti. Yeni plâna göre Çelebi Mehmed üçüncü defâ Rumeli’ye geçti. Kendisine
katılan Sırp despotu ve bâzı ümerâ ile Tuna’ya çekilmekte olan, Mûsâ Çelebi üzerine yürüyen Çelebi
Mehmed, Çamurlu-Derbend mevkiinde meydana gelen muhârebede Mûsâ Çelebi’yi mağlub etti. Mûsâ
Çelebi yaralı olarak kaçarken yakalanıp boğduruldu ve Bursa’ya nakledilip, babasının türbesine
defnedildi.
Daha sonra Orhan Çelebi’yi de yakalatan Çelebi Mehmed Edirne’de bütün devletin hükümdarı
olduğunu ilân etti.
Çelebi Mehmed Rumeli’de bulunduğu sırada Karamanoğlu Mehmed Bey, Bursa’yı bir ay kadar
muhâsara etmiş, Mûsâ Çelebi’nin cenâzesinin geldiğini duyunca, şehri ateşe vererek memleketine
dönmüştü. Aydınoğlu Cüneyd Bey de bu sıralarda Ohri’den kaçarak Aydın’a gelmiş ve Ayaslug’u
(Selçuk) muhâsara edip, sancak beyini öldürmüştü. Bu sebeple Çelebi Mehmed Anadolu’ya dönünce
önce Cüneyd Bey üzerine yürüyüp, Çandarlı eliyle Menemen, Kayacık ve Nif kalelerini aldı. Ayrıca
İzmir de fetholundu. Çelebi Mehmed, Cüneyd’in annesinin ricâsı üzerine Cüneyd’i affederek 1414’te
Niğbolu Sancakbeyliğini verdi. İzmir kuşatması esnâsında Menteşe Beyi de Osmanlılara tâbi olduğu
gibi, Midilli, Sakız ve Foça’daki Ceneviz kolonilerinin elçileri gelip, bağlılıklarını arz ettiler. Daha sonra
Teke Beyi de tâbi oldu.
Bu şekilde işlerini yoluna koyan Çelebi Mehmed, aynı yıl Bursa’ya gelerek Germiyan ve Candar
beyliklerinden takviye alıp Karaman Seferine çıktı. Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir kasabalarını aldı ve
Mehmed Beyi mağlub etti. Bundan sonra Konya’yı kuşattı ise de, mevsimin elverişsizliğinden dolayı
Karamanoğluyla sulh akdederek döndü. Ancak Mehmed Bey rahat durmayıp, Beyşehir ve Seydişehir’e
saldırdığından, Çelebi Mehmed ikinci defâ Karamanoğlu üzerine gitti ve Konya ovasında yapılan
muhârebede Mehmed Beyi bir kere daha mağlub etti. Bu sırada pâdişâh rahatsızlandığından yine sulh
akdedildi. Mehmed Bey, gerektiğinde Osmanlı ordusuna yardım göndermeyi de kabul etti. Mehmed
Bey bu vâdini Eflâk Seferinde yerine getirmiştir.
Çelebi Mehmed, Anadolu’da Türk birliğini sağlama çalışmaları sürdürürken, Hıristiyanlarla da dost
geçinme politikası güdüyordu. Osmanlılara tâbi olan Eflâk Prensi Mirça, taht mücâdelelerinden istifâde
ile üç yıldır vergiyi kesmişti. Kendisine voyvodalıkta rakip çıktığından zor durumda idi. Rakibi Dan,
Osmanlılara mürâcaat ederek, yardım istemiş, Mirça Macar Kralı Sigismund’a başvurarak
Osmanlıların kendisine yardım etmesi için aracı olmasını istemiştir. Ancak Çelebi Mehmed
Sigismund’un teklifini reddedip, Candar ve Karaman beyliklerinden yardım alarak Tuna’yı geçip,
Romanya topraklarına girdi. Macar- Eflâk ordusunu mağlub eden Çelebi Mehmed, Mirça’yı yeniden
Osmanlılara tâbi kıldı.
Osmanlılar Erdel’e de birkaç defâ akın düzenlediler. Netîcede Macar eyâleti baştanbaşa çiğnendi. Bu
sûretle, Balkanlarda ve Adriyatik’te Osmanlı nüfûzu kuvvetlendirildi.
Bundan sonra Çelebi Mehmed, Anadolu’da kuvvetlenmiş bulunan İsfendiyar Beyle mücâdeleye
başlamış ve Sinop’u muhâsara etmiştir. Çâresiz kalan İsfendiyar Bey, Osmanlı Devletinin yüksek
hâkimiyetini tanımıştır. Ayrıca oğlu Kasım’ın istediği Kastamonu, Tosya, Çankırı ve Kalecik’i pâdişâha
vermiştir. Bunu müteâkib Çelebi Mahmed, daha önce Osmanlılarda bulunan Samsun’un alınmasını
istedi. Müslüman ve kâfir olmak üzere ikiye ayrılmış olan Samsun’un kâfir kısmını Biçeroğlu Hamza
Bey kuşattı. Kale halkı şehri yakarak gemilere binip ayrıldıklarından şehir ele geçirildi. Müslüman
Samsun’u bizzât muhâsara eden Çelebi Mehmed’e karşı koyamıyan İsfendiyaroğlu Hızır Bey, şehri
teslim edip babasının yanına döndü.
Çelebi Mehmed devrinin en önemli iç hâdisesi, Şehy Mahmud Bedreddîn’in isyânıdır. Şeyh Bedreddîn,
Mûsâ Çelebi zamânında Edirne’de kazaskerliğe tâyin edilmiş ve Çelebi Mehmed’in cülûsunu müteâkib
1000 akçe aylık ile İznik’te ikâmete mecbur edilmişti. Şeyh Bedreddîn Edirne’de ve sonra İznik’te eser
yazmakla meşgul olup , kendisini ziyârete gelenlere fikirlerini aşılamaya çalışıyordu. Edirne’ye
gelmeden önce Anadolu’da ün kazanmıştı. İznik’te de boş durmayan Şeyh, adamlarından Börklüce
Mustafa’yı Aydın taraflarına gönderip propaganda yaptırıyordu. Ayrıca Torlak Kemâl adındaki adamı
da daha önce Manisa taraflarında faaliyete başlamıştı. Şeyh Bedreddîn, Börklüce Mustafa’nın
hareketinin genişlemesi üzerine hacca gitmek bahânesiyle önce Sinop’a oradan Kefe’ye ve nihâyet
daha önce tanıştığı Eflâk prensinin yanına giderek Şiîlerin bulunduğu Deliorman taraflarına geçti. Şiî
olan Şeyh Bedreddîn, İslâm’a uymayan zararlı fikirler ortaya atıyor, haram olan hususların helâl
olduğunu ileri sürerek isyân hislerini körüklüyordu. Netîcede ilk isyân Karaburun’da başladı ve daha
sonra Manisa’da kendini gösterdi. Az zamanda genişledi. Börklüce Mustafa isyânı Amasya Vâlisi
Şehzâde Murad ile Bâyezîd Paşa tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Börklüce yakalanarak
katlolundu. Manisa tarafındaki Torlak Kemâl de aynı âkıbete uğradı. Şeyh Bedreddîn, Bâyezîd Paşa
tarafından yakalanarak Serez’de bulunan pâdişâh huzûruna getirildi. Şeyhin durumu ulemâ tarafından
tedkik olunduktan sonra, Ehl-i sünnete uymayan îtikâd üzere olmak ve cemiyet nizâmını bozmakla
suçlu bulunarak, Sâdeddîn Taftâzânî’nin talebelerinden Heratlı Molla Haydar’ın fetvâsıyla Serez
pazarında asıldı ve malları vârislerine bırakıldı.
Şeyh Bedreddîn isyânı bu şekilde bastırıldıktan sonra Çelebi Mehmed, yeni bir isyan tehlikesi ile karşı
karşıya kaldı. Bu tehlike Ankara Meydan Muhârebesinde babasıyla birlikte Timur’a esir düşüp
Semerkand’a götürülen, Düzmece Mustafa da denilen kardeşi Mustafa idi. Uzun müddet kendisinden
haber alınamayan Mustafa, bir müddet sonra geri dönüp, Karaman topraklarında kaldıktan sonra
Rumeli’ye geçmişti. Osmanlı tahtına oturmak niyetinde olan Mustafa, Eflâk Voyvodasının ve Niğbolu
Sancakbeyi Aydınoğlu Cüneyd Beyin yardımlarıyla faâliyete geçip, Selânik ve Teselya’da saltanat
iddiâsıyla adam toplamaya başlamıştı. Fesâdın büyümesine mâni olmak için Çelebi Mehmed hemen
harekete geçti ve ağabeyi Mustafa Çelebi’nin kuvvetlerini Selânik civârında mağlub etti. Cüneyd ile
birlikte Mustafa Çelebi Selânik Kalesine sığındı. Çelebi Mehmed ertesi sabah mültecileri istediyse de,
Selânik vâlisi, İmparatorun müsâdesi olmadan teslim edemeyeceğini beyânla özür diledi. Nihâyet
imparator da Çelebi Mehmed hayatta oldukça bunları salıvermeyeceğini yemin ile taahhüd edince
Pâdişâh Selânik muhâsarasını kaldırdı. Pâdişâh anlaşma gereğince, Mustafa Çelebi için her sene
İmparatora önemli miktarda akçe ödeyecekti. Mustafa Çelebi Vak’ası 1420 senesinde vukû bulmuştur.
Bu vak’ayı müteâkib Çelebi Mehmed, İstanbul’u resmen ziyâret ederek İmparator tarafından
karşılanmış ve Üsküdar’da İmparatora vedâ edip, İzmit üzerinden Bursa’ya gelmiş, bir müddet sonra
da Gelibolu yoluyla Edirne’ye dönmüştür.
Pâdişâh Edirne’deyken, çıkmış olduğu avda rahatsızlandı. Nüzûl illetinden kurtulamayacağını anlayan
Çelebi Mehmed, vezirleri Bâyezîd, İbrâhim ve Hacı İvaz Paşaları dâvet ederek, gizlice görüşüp, büyük
oğlu Amasya Vâlisi Murad’ın hemen dâvet edilmesini istedi. Kısa süren hastalıktan sonra Haziran
1421’de vefât etti. Çelebi Mehmed’in vefâtı son derece gizli tutuldu. Cesedi tahnit edilerek sarayda
muhâfaza edildi. Şehzâde Murâd’ın Bursa’ya gelişine kadar 40-42 gün pâdişâhın vefâtı gizlendi.
Cesedi Bursa’ya getirilerek Yeşil Türbeye defnedildi.
Osmanlı Devletinin ikinci kurucusu kabul edilen Çelebi Mehmed, ne kardeşi Mûsâ Çelebi gibi sert, ne
de diğer kardeşi Emir Süleymân gibi yumuşak ve kayıtsızdı. Mâkul hareket eden, sabırlı, azim ve irâde
sâhibi, sözüne ve vâdine sâdık, nâzik, vakûr ve ciddî bir hükümdârdı. Yalnız dostuna değil,
düşmanlarına da kendisini sevdirerek îtimât telkin etmiş ve saydırmıştır. Onun hakkında Osmanlı
târihlerinden başka yabancı kaynaklar da iyi şehâdette bulunmaktadırlar. Küçük ve büyük 24
muhârebede bulunarak 40’a yakın yara aldığı rivâyet edilmektedir. Emellerinin en başında babası
zamânındaki yerlerin geri alınması geliyordu ki, bu gâye için çalışmış ve büyük ölçüde muvaffakiyet
elde etmiştir. Zamânının yerli ve yabancı kaynakları onun dirâyetinden, sebâtkârlığından, iyi
ahlâkından ve daha birçok meziyetlerinden bahsetmektedirler.
Çelebi Mehmed, kısa ömrünü savaş alanlarında geçirmiş olmasına rağmen, memleketin îmârına da
önem vermiştir. Bursa’da yaptırdığı câmi, medrese, imâret ve Yeşil Türbesi önemli sanat eserleridir.
Câminin karşısına yüksekçe mevkide kendi türbesini yaptırdı. Türbenin karşısına düşen medresesi
bugün müze hâline getirilmiş olup, Bursa medreseleri arasında Sultâniye adı ile meşhurdu. Bunlardan
başka Edirne’de Emir Süleymân tarafından inşâsına başlanan ve Mûsâ Çelebi tarafından devâm
ettirilen Ulu Câmi (Câmi-i Atik)nin tamamlanması da ona nasîb olmuştur. Çelebi Mehmed, bu eski
câmiye vakıf olmak üzere Edirne’deki bedesteni yaptırmıştır. Ayrıca Amasya’da Şehzâde türbesini
yaptırmıştır ki, oğlu Kâsım burada medfundur. Edirne’deki Eski Sarayın da Çelebi Mehmed tarafından
inşâsına başlandığı rivâyet edilmektedir.
Çelebi Mehmed’in en önemli hizmetlerinden birisi de Mekke ve Medîne halkına her sene Surre Alayı
göndererek mâlî yardımda bulunma âdetini başlatmasıdır.
Sultan Mehmed’in en büyüğü Murad olmak üzere, Mustafa, Kâsım, Ahmed, Yûsuf ve Mahmûd adında
altı oğlu ile yedi kızı vardı. Kendisinden sonra tahta büyük oğlu Şehzâde Murad çıkmıştır.
Devamını oku ...

Çelebi Halife

Osmanlılar zamanında yetişen evliyâ ve âlimlerden. Halvetiyye yolunun büyüklerindendir. İsmi,
Muhammed bin Mahmud, lakabı Hamîdüddîn, mahlası Cemâl’dir. Çelebi Halîfe diye meşhur olmuştur.
Cemâleddîn-i Aksarâyî’nin torunlarındandır. Amasya’da doğdu. Doğum tarihi kesin olarak
bilinmemektedir. 1493 (H.899) senesinde Hicaz’da Mekke-i mükerreme yolunda vefât etti.
Amasya ve Aksaray’da ilim tahsil edip zamanının din ve fen âlimlerinden ders aldı. Sa’düddîn
Teftazânî’nin Muhtasarü’l-Meânî adlı eserini okurken kalbine ilâhî aşk ateşi düştü. Tasavvuf
erbâbından Alâeddîn-i Halvetî ve talebelerinden Şeyh Abdullah’ın sohbetlerine katılıp, feyz ve
bereketlerine kavuştu. Sonra Tokat’a gidip İbn-i Tahir Halvetî’nin hizmetine girdi. Riyâzet çekip nefsini
terbiye etti. Hocasının vefâtı üzerine Erzincan’a giderek Pîr Muhammed Bahâeddîn Erzincânî ile
görüşüp, sohbetlerinde bulundu. Tasavvufta yüksek derecelere kavuştuktan ve icâzet aldıktan sonra
memleketine döndü.
İnsanlara İslâm dîninin emir ve yasaklarını anlattı. Amasya’da Hak âşıkları yetiştirdi. Fâtih Sultan
Mehmed Hanın oğlu Şehzâde Bâyezîd Amasya vâlisiyken Çelebi Halîfe’ye haber gönderip duâ istedi.
Çelebi Halîfe Şehzâde Bâyezîd’e duâda bulundu. Şehzâde Bâyezîd sultan olunca Çelebi Halîfe’yi
İstanbul’a dâvet etti. İstanbul’a gelen Çelebi Halîfe, yıllarca İslâmiyete hizmette bulunup çok talebe
yetiştirdi. Sultan İkinci Bâyezîd Han onu iki defa ziyâret edip duâsına kavuştu. Sultan İkinci Bâyezîd
Han, Çelebi Halîfe’yi kırk talebesiyle birlikte Medîne-i münevvereye gönderdi. O sıralarda vukû bulan
zelzele ve veba tehlikelerinin kalkması için Resûlullah efendimizin huzurunda duâ etmelerini istedi.
Daha sonra, yapılan duâların kabul olduğu görüldü. 1493 (H.899) senesinde Hicaz’da Mekke-i
mükerreme yolunda vefât etti. Vasiyeti üzerine Tebük Korusu denilen ve hacıların yol güzergâhı olan
bir yere defnedildi.
Çelebi Halîfe’nin yetiştirdiği talebelerinin en gözdesi Sümbül Sinân Efendidir. Sümbül Sinân Efendi,
hocasının vefâtında vasiyeti üzerine yerine geçti ve kızı Safiyye Hâtun ile evlendi. Sümbül Sinân
Efendi de İstanbul’un meşhur evliyâsından Merkez Efendiyi yetiştirdi. Çelebi Halîfe birçok kıymetli eser
yazdı.
Eserleri:
1) Tefsîr-i Sûre-i Fâtiha, 2) Şerhu Erbe’îne Hadîsen Kudsiyyen, 3) Şerhu Erba’în-i Nevevî, 4)
Zübdetü’l-Esrâr, 5) Cevâhirü’l-Kulûb, 6) Risâle-i Etvâr, 7) Risâle-i Sâd Kelime-i Sıddık-i Ekber, 8)
Risâle-i Fakriyye.
Devamını oku ...

Çelebizade İsmail Asım Efendi

Osmanlı şeyhülislâmı, vak’anüvis, fıkıh âlimi. 1685 senesinde İstanbul’da doğdu. Küçük Çelebizâde
olarak tanınır. Babası İkinci Mustafa Han devri reîsülküttaplarından Mehmed Efendidir. İsmâil Efendi,
İstanbul’daki medreselerde ve şeyhülislâm Ebezâde Abdullah Efendiden aklî ve naklî ilimleri tahsil
edip mülâzım oldu.
1708’de Kenânpaşa Medresesinde müderris (profesör) oldu. 1719’da Arifiye Medresesine tâyin edildi.
1723’te Reşid Mehmed Efendinin yerine vak’anüvisliğe getirildi. Bu arada derecesi yükseltilerek Molla
Gürânî Medresine müderris oldu. 1729’da müderrislik derecesinin en yükseği olan Süleymâniye
Medresesine tâyin edildi. 1732 senesinde Kudüs pâyesiyle Yenişehir-i Fener kâdılığına tâyin oldu.
Bursa ve Medîne kâdılıklarında bulundu. 1748 (H. 1161)de İstanbul kâdılığına yükseltildi. 1757’de
Anadolu Kazaskerliğine bir müddet sonra da, Rumeli Kazaskerliğine getirildi. 1759 senesinde yetmiş
dördüncü Osmanlı şeyhülislâmı oldu.
Bu yüksek vazîfeyi sekiz ay kadar adâlet ve doğrulukla yürüttü. Bu vazîfedeyken 1760 (H. 1173)
senesinde İstanbul’da vefât etti. Kabri, Molla Gürânî Mahallesindeki medresenin bahçesindedir.
Çelebizâde İsmâil Âsım Efendi, aklî ve naklî ilimlerde derin âlim ve güzel ahlâk sâhibi bir kimseydi.
Nazım ve nesirde de yüksek derece sâhibiydi. Arabî, Fârisî ve Türkçe yazdığı birçok kıymetli şiirleri
vardır. Bu şiirlerinde Nâbi ve Nedim tarzını devam ettirmiştir. Daha çok ahlâkî şiirler yazmıştır. Âzerî
Edebiyâtıyla da ilgilenmiş ve birçok Âzerî şâire nazîreler yazmıştır.
Eserleri:
Çelebizâde Âsım Târihi: Râşid Târihi’nin zeyli olup 1722-1733 seneleri arasındaki Osmanlı târihi ile
ilgili olayları anlatır.
Dîvân: Arabî, Fârisî ve Türkçe şiirlerinin toplandığı kitabı. 1851’de İstanbul’da basılmıştır.
Hitay Seyahatnâmesi: Tercümedir.
Münşeât: Yazdığı mektuplarıdır.
Târih-i Nevâdir-i Çin-i Maçin Tercümesi.
Devamını oku ...

Johann Sebastian Bach

Bestecinin 1748 tarihli Haussmann tarafından yapılan portresi.

Johann Sebastian Bach (21 Mart,1685 - 28 Temmuz,1750) dünyaca ünlü Alman klasik müzik bestecisi ve orgcudur.



Johann Sebastian Bach'ın Hayatı

Bach ailesi

Hemen hemen bütün bireyleri müzisyen olarak yetişmiş ve yüzyıllarca sürmüş uzun bir sülâlenin en yüksek doruğunu oluşturan Johann Sebastian Bach’ı yalnızca soyadı ile “Bach” olarak anabiliriz. Çünkü bu kocaman ailenin öteki üyeleriyle karşılaştırılamayacak kadar büyük bir sanatçı olmuştur. Bach ve ailesi 16. ve 17. yüzyıllar boyunca hep müzisyenler yetiştirmişlerdir. Sanki dedelerden torunlara dek bütün aile bireyleri birbirine müzik ile bağlanmıştı diyebiliriz.
Bach ailesinin bilinen en eski bireyi Veit Bach 1555’de doğup 1619’da ölmüştür. Fırıncı ve değirmenci idi. Gotha yakınlarındaki Wechmar köyündendir. Bir aralık Macaristan’a gitmiş fakat oradaki Katolikler arasında kendi Protestanlığından dolayı tedirgin olarak yine köyü Wechmar’a dönmüştür. “Cytringen” denen küçük bir lavta çalardı.
Veit Bach’ın oğlu Hans Bach, aşağı – yukarı 1580’de doğup 1626’da vebaya tutularak ölmüştür. Halıcı ustasıydı. Aynı zamanda köy çalgıcılığı yapardı. Şen, neşeli bir adamdı. Bunun oğullarından biri, Christoph Bach (1613-1661) Erfurt ile Arnstadt’da müzisyendi. Hans’ın ikiz oğullarından Johann Ambrosius (1645-1695) Erfurt ile Eisenach’da kemancıydı. Johan Sebastian Bach ise Johan Ambrosius’un oğludur. Bach ailesi o kadar çok müzisyen yetiştirmiştir ki “Bach” demek sanki müzisyen demek olmuştu. Bach ailesi aralarında sık sık toplanır ve müzik toplantıları yaparlardı. Bu toplantılara Bach ailesinden 120 kadar birey geldiği olurdu. İçlerinden hiçbiri varlıklı değildi, zaten ihtiyaçları da yoktu.

Eisenach (1685-1695), Ohrdruf (1695-1700) ve Lüneburg (1700-1702) yılları

Johann Sebastian Bach, 21 Mart 1685’de doğdu, dokuz yaşında iken annesini, on yaşında iken de babasını kaybetti. Bunun üzerine ağabeyi olan Orgcu Johann Christoph Bach, öksüz kalan kardeşini büyütme görevini üstlendi. J.S.Bach, Lüneburg’daki Mattehaus kilisesine soprano olarak girdiğinde henüz 15 yaşındaydı. O sırada besteci Georg Böhm Lüneburg’da Johannes Kilisesinin Orgculuğunu yapıyordu. J.S.Bach bu ustadan çok yararlandı. Bach’ın org için yazdığı ilk eserler Böhm’ün etkileri görülür.
J.S.Bach bilgisini arttırmaya o kadar hevesliydi ki Lüneburg’da bulduğu olanaklarla yetinemeyerek büyük bestecilerin eserlerini dinlemek için Hamburg’a kadar yürüyerek yolculuk yapmayı göze aldı ve orada Brunckhorst’un yönettiği saray müzisyenlerini dinleyerek sanat gereksinimini karşılamaya çalıştı.

Weimar (1703), Arnstadt (1703-1707), Mühlhausen (1707-1708)

Bach’ın üstlendiği ilk ciddi görev Saksonya-Weimar dükünün orkestrasında kemancılık görevidir. Bu orkestradaki müzisyenler Macar kıyafetleri giyerlerdi. Elbet Bach’da öyle yaptı. Bu görevinden aynı yıl çıktı ve Arnstadt’da orgcu oldu. Bu görevde orgu kendi kişisel biçimine göre çalışı kilise yönetiminin hoşuna gitmiyordu ve “Cemaati şaşkına döndürüyorsunuz” şeklinde eleştiriler alıyordu. 1705/1706’da, tanınmış orgcu Bextehude’yi dinlemek ve her türlü müzik etkinliklerinden haberdar olmak için Lübeck’e gitti. Ancak bu yolculuğunda izin süresini geçirdiği için Arnstadt’daki efendiler onu şiddetle kınadılar. Bununla birlikte belki de dehasını biraz sezmiş olduklarından pek ileri varmayı göze alamadılar.
Oysa Bach 1707’de onları yüzüstü bırakıp Mühlhausen’deki Blasius kilisesinin orgculuğunu yapmak için Arnstadt’ı terk etti ve burada kaldığı sıralarda kendi akrabası olan Maria Barbara ile evlendi.

Weimar (1708–1717)

Bach 1708 yılında Weimar sarayı orgculuğu ile oda müzikçiliği görevine, 1714’de saray orkestrasının birinci kemancılığına atandı. O yıllarda başkemancılar ya da Klavsenciler orkestrayı yönetirdi.
1714’de usta bir orgcu olarak açılıp birçok kente gitti ve bu yolculuk sırasında Prusya’nın Kassel kentinde bir dinleti verirken bir eserinin pedal melodisini olağan üstü çaldığından dinletide bulunan ve bir süre İsveç kralı olan Hessen dükü Friedrich kendinden geçercesine coşarak parmağındaki değerli yüzüğü çıkarıp Bach’a hediye etmiştir.
Bach Weimar’da iken Marchland adında Paris’li bir usta orgcu ve klavsenci Almanya’da bir dizi dinletiler veriyordu. Bu kişi fazlaca övünen ve parlak çalmak haricinde yüzeysel bir çalış biçimi olan biriydi. Dresden’de saraylılar önünde bir klavsen dinletisi vererek o denli büyük başarı kazanmıştı ki yüksek bir ücretle sarayda tutulması istenmişti. Saray görevlilerinden Volumier adında bir Belçikalı Bach’ın üstünlüğüne inandığından Parisli ustayla boy ölçüşmek üzere Bach’ı çağırttı. İki usta arasında yarışma yapılacağı halka duyuruldu. Fakat Bach yarışma yerine geldiğinde rakibi Marchand’ı orada göremedi. Çünkü adamcağız başına gelecekleri önceden değerlendirip kaçmıştı! Bu olaydan sonra Bach’ın onuru ve ünü bir kat arttı. Ama kendisi her türlü gösteriş eğiliminden uzak, alçak gönüllü bir insan olduğundan dolayı bu olaya önem vermedi. Hatta bu olaydan söz ederek kendisini kışkırtmaya çalışanlar olduğunda Bach hemen sözü başka konuya kaydırır, Marchand olayını kapatırdı.
Bach 1717’de Samuel Drese’den açılan Weimar sarayı kapel ustalığına kendisinin getirilmeyişine çok sinirlendi ve öfkesini o kadar şiddetle açığa vurdu ki Weimar dükü onu dört hafta hapsetti.

Keman için solo sonat BWV 1001, Adagio

Köthen (1717-1723)

Bundan sonra Bach yine 1727 yılında Anhalt dükü Leopold’un Köthen’deki sarayında oda müziği şefi oldu. Köthen’de org bulunmadığı gibi koro da yoktu. Yalnız orkestra ile oda müziği grupları vardı. Bundan dolayı Bach yalnız orkestra ve oda müziği eserleri bestelemeye başladı. Zaten yaşamı boyunca aldığı çeşitli görevler hep onun müzik yaratıcılığını etkilemiş ve kendisi hangi görevde bulunuyorsa orada eline geçen olanaklara göre eserler bestelemiştir. İşte Bach’ın en önemli eserleri arasında kabul edilen Brandenburg Konçertoları bu sıralarda yazılmış eserledir.
Bach, Georg Friedrich Händel’i çok beğeniyor ve onunla buluşmayı çok istiyordu. Ama bu iki büyük Alman ustanın bir araya gelmeleri kaderlerinde yokmuş. 1719’da Händel, Londra’daki Haymarket Operası için eserler yazmak üzere Almanya ve İtalya’yı dolaşmaya çıkmıştı. Bach bu dolaşmalar sırasında Händel’in Halle’ye uğradığını haber alınca sadece onu görmek için Halle’ye gitti. Fakat Bach oraya ulaştığında Händel’in kentten ayrıldığını öğrendi ve boş boş dönmek zorunda kaldı.
(Händel 1729’da yeniden Halle’ye gelmişti. Fakat Bach o sıralarda yolcuşuğa çıkamayavak kadar hasta olduğundan dolayı en büyük oğluyla bir haber gönderdi ve Händel’i Leipzig’ davet etti. Fakat ne yazık ki Händel bu davete uyamadı. Händel’in son yolculuğu Bach’ın ölümüyle sonuçlanan 1750 yılına rastlar.)
1720’de Köthen dükü Bach ile birlikte Karlsbad’da dek bir yolculuk yaptı ve bu yolculuktan geri döndüklerinde Bach karısının ölmüş ve toprağa verilmiş olduğunu öğrendi.
Artık Köthen’de kalmak istemiyordu çünkü o güne dek müziğe büyük önem ve Bach’a derin bir saygı basleyen dük 1721’de Anhalt-Bernburg soyundan genç bir prensesle evlenmiş ve Bach’In söylediğine göre bu prenses kocasını müzikten uzaklaştırmış ve başka konulara yöneltmişti. Bundan dolayı Bach Köthen’de sıkılmaya başladı.
Bunula birlikte karısının ölümünden bir buçuk yıl kadar sonra ve dükün evlenmesinden bir hafta önce değerli bir şarkıcı olan ve henüz 20 yaşında olan Anna Magdelena Wülcken ile evlenmişti. Bach’ın Köthen’den ayrılışının yalnızca dükün müziğe olan ilgisizliği değildi. Köthen halkının çoğu Kalvin’ci olduğundan kentteki en iyi okul da Kalvin’ci okulu idi. Bach Luther’ci olduğundan dolayı 1en büyüğü 12 yaşında olan çocuklarını Kalvin’ciler okuluna göndermek istemiyordu.

Leipzig (1723-1750)

Leipzig’deki Thomas Okulu ve kilisesinin kantoru ya da başka bir deyişle koro şefi ve öğretmeni olan Johann Kuhnau 1722’de öldü. Açılan kantorluk için başvuran altı kişi arasında Georg Philipp Telemann kilise yönetim kurulunca ötekilere yeğlenerek oybirliği ile seçildi. Fakat Telemann bu görevi kabul etmedi. O zaman Bach’ın adı ileri sürüldü. Ama kurul ölen Kuhnau’nun öğrencilerinden Cristoph Gaupner’in atanmasını uygun gördü. Gaupner, Darmstadt dükünün sarayında müzik yöneticisiydi. Dük onun ayrılmasına kesinlikle izin vermeyince Thomas kilisesi ile okulun arasında bir yarışma yapıldı. Bu yarışmada Bach başarı gösterdiyse de yönetim kurulu Gaupner’den ümidi kesmediğinden birkaç ay daha beklemeyi yeğledi. Sonunda Gaupner’den kesin ret yanıtı geldi. Bunun üzerine kurul “en iyi müzisyenleri elde etmeye olanak bulamadığından dolayı orta nitelikli müzisyenlerden seçmek zorunda kaldığını” belirterek Bach’ın atanmasını onayladı..
Oysa Bach da Thomas kilisesinin kantorluğuna pek teşne değildi. Dostlarından Georg Erdmann’a yazdığı bir mektupta, daha yüksek bir konumu olan kapel ustalığından kantorluğa geçmenin pek hoş bir şey olmadığını yazıyor. Bu konuda etken olan neden çocuklarının öğrenimiydi.
Bach’ın Thomas kilisesi kantorluğuna atanması sırasında bu kilise yangında yanmış olan eski St. Bonifaz kilisesinin yerine yapılmış yeni bir yapı idi. Elbet orgu da yeniydi. (Şu anda yaklaşık 300 yıllık olan bu org kullanılmamaktadır. Yalnız bazı parçaları anı olarak saklanmaktadır.)
St. Bonifaz okulu 1212 yılında kurulmuştu. Bu okulun yönetimi 1543’de kent yönetim kuruluna geçmiştir. Bach’ın kantorluğa atanması sırasında yönetim kurulu, rektör, rektör yardımcısı kantor ile beş kişiden oluşuyordu. Rektör ile kantorun konutları okul içindeydi. Kantor dört sınıfın öğrencisi ile ilgilenirdi. Bu dört sınıfta 55 öğrenci vardı.
Bach Thomas Okulu’ndaki öğrencilere Perşembe dışında her gün toplu olarak koro dersi verirdi. Perşembe günü ise öğrenciyle birlikte kiliseye giderdi.
Leipzig’deki kiliselerin koridorlarına Thomas Okulu koro sağlardı. Bundan başka Thomas ile Nikolai kiliselerinde orkestra eşlikli dinleti geleneği vardı. Her iki kilisenin birer orgcusu bulunuyordu. Thomas kilisesindeki koro ve orkestrası kantor yönetirdi. Olağan Pazar günleri mutlaka iki kiliseden birinde kantat seslendirilirdi.
Bach kantorluk görevinden başka bir de Thomas Okulu’nun dördüncü ve üçüncü sınıflarına Latince dersi vermekle yükümlüydü. Ayrıca üniversitenin resmi törenlerinde akademik müzik şefi olarak katılmak, okulun belli öğrencilerine olağan koro dersi dışında org, klavsen, keman öğretmek de onun görevleri arasındaydı. Bunca çalışmaya karşın eline geçen para çok azdı.
Zavallı sanatçı 28 Ekim 1730 günü Georg Erdmann’a yazdığı bir mektupta şöyle diyor:
“Şimdiki yıllığım 700 thaler kadardır, arada ek gelir olursa artar. (thaler o dönemin Almanya’sında kullanılan para birimidir.) Bu da gömülen cenazelerin sayısına bağlıdır. Havalar sağlığa uygun gidince ek gelir azalıyor. Sözgelimi geçen yıl cenaze sayısı eksildiğinden dolayı ek gelirden 100 thaler içeri girdim. Thüringen’de 400 thaler alırken daha iyi geçiniyordum. Burada iki katı elime geçiyor olsa da yaşamın pahalılığından dolayı yine de sıkıntı çekiyorum. Size aile durumumu anlatayım: İlk eşim Köthen’de öldüğünden dolayı ikinci kez evlendim. İkinci evliliğimden bir oğlum ile iki kızım sağdır. Büyük oğlum hukuk okuyor. Ötekisi birinci sınıfta, biriyse ikinci sınıfa devam etmektedir. En büyük kızım daha evlenmemiştir. İkinci evliliğimden olan çocuklar henüz çok küçüktürler: oğlanların en büyüğü altı yaşında. Fakat hepsinin müziğe ilgileri var. Ailemle bir çalgı grubu kurabileceğimize eminim. Özellikle şimdiki karımın güzel bir soprano sesi var, büyük kızım da iyi şarkı söyler… vb.” Zavallı Bach’ın yoksulluktan yakınırken sanki az insanın öldüğünü üzülerek anması ne denli hazin!

Son Hastalıkları ve Ölümü (1747-1750)

Leipzig’e döndükten sonra Sebastian Bach’ın gittikçe artan hastalıkları kendisini de yakınlarını da endişelendirmeye başlamıştı. Özüne karşı pek sert davranan Bach ilk sıralarda bu rahatsızlıkları iki kat etkinlikle alt etmeye uğraştı. Fakat bu sefer ilaçlar yetersiz kalıyordu. Hele gözlerinden çok rahatsızdı. Eskiden beri miyop olan gözleri fazla çalışmaktan ve notaları kopyalamaktan yorulmuş, yavaş yavaş görmez olmaya başlamıştı. 1749’da gözlerine yapılan ameliyat başarısızlıkla sonuçlanarak zavallının tamamen kör olmasına neden olmuştu. Onun da kaderinde Händel gibi kör olarak ölmek varmış.
Bach’ın körlüğü cesaretini, sabrını ve dinsel inancını hiç sarsmadı. O yine çalışmalarını sürdürüyordu. Gözlerinden dolayı karanlık bir odada kalmaya mahkûm olmasına karşın damadı ve çömezi Altnikol’a son koral’ini söyleyip yazdırıyordu. Bu koral “En büyük sıkıntılara düştüğümüzde” (Wenn wir in höchsten Nöthen sein) sözleri ile başlıyordu. Bach ölümünün yaklaştığını hissedince o koralin başına “Tanrım işte katına çıktım” tümcesini yazdırmıştır.
Gerçi ölümünden yaklaşık on gün önce gözleri yeniden görmeye başladıysa da mumun son alevine benzeyen bu iyileşme pek geçici kaldı. Sonunda yüksek ateşle bir inme geldi ve yapılan sağaltım yarar sağlamayarak 28 Temmuz 1750 akşamı saat dokuza çeyrek kala, Sebastian Bach 66 yaşında yaşamdan ayrıldı.

Johann Sebastian Bach’ın Başlıca Eserleri

J.S.Bach Eserlerinin Sınıflandırılması

J.S.Bach'ın eserleri BWV numaralarıyla indekslenmektedir; kısaltma Bach Werke Verzeichnis ( Bach Eserleri Kataloğu) kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Katalog, Wolfgang Schmieder tarafından derlenerek 1950 yılında basılmış; kronolojikten ziyade tematik olarak düzenlenmiştir. Örneğin BWV 525'ten BWV 748'e kadar olan eserleri org için yazılmıştır.

Kantatlar

BWV 1 - 224
Kantatlar dinsel ve dünyasal olmak üzere ikiye ayrılır. Dinsel kantatlar (ya da kilise kantatları) çoğu zaman kilise yılının kutsal günleri ile Pazar günleri için yıllık takımlar olarak tasarlanmış ama tasarlanan beş takım ya gerçekleşmemiş ya da kayboldukları için günümüze kadar ulaşamamıştır. Günümüze kadar ulaşabilenlerin kilise yılına dağılımı şöyledir:
Noel öncesi 1. pazar (Dominica 1 Adventus Christi / 1. Advent) BWV 36, 61, 92
Noel öncesi 3. pazar (Dominica 3 Adventus Christi / 3. Advent) BWV 141
Noel öncesi 4. pazar (Dominica 4 Adventus Christi / 4. Advent) BWV 132
1. Noel günü (Feria 1 nativitatis Christi / 1. Winhnachtsfesttaf) BWV 63, 91, 110, 142, 191, 197a
2. Noel günü (Feria 2 nativitatis Christi / 2. Winhnachtsfesttaf) BWV40, 57, 121
1. Noel günü (Feria 3 nativitatis Christi / 3. Winhnachtsfesttaf) BWV64, 133, 151
Noel ertesi Pazar (Dominica post nativitatis Christi / Sonntag nach Winhnachten) BWV 28, 122, 152
Yeniyıl günü/İsa yalvacın sünneti (Festo circumcisionis Christi/Fest der Beschneidung Christi / Neujahrstag)BWV 14, 41, 143, 171, 190, ek 8
Yeniyıl ertesi pazar (Dominica post festum circumcisionis Christi / Sonntag nach der Beschneidung Christi) BWV 58, 153
Görünme kutsal günü (Festo epiphanias/Epiphanis) BWV 65, 123
Görünme ertesi 1. pazar (Dominica 1 post epiphanias/1.Sonntag nach Epiphanias) BWV 32, 124, 154, 217
Görünme ertesi 2. pazar BWV 3, 13, 155
Görünme ertesi 3. pazar BWV 72, 73, 111, 156
Görünme ertesi 4. pazar BWV 14, 81
70. Gün (Septaugesimae) BWV 84, 92, 144
60. Gün (Sexagesimae) BWV 18, 126, 181
Paskalya öncesi 7. pazar (Estomihi) BWV 22, 23, 127, 159
Paskalya öncesi 4. pazar (Oculi) BWV 80a
Hurma pazarı (dominica palmarum aut festo Mariae annunciations/Palm – Sonntag/Fest Mariae Verkündigung) BWV 182
1. Paskalya günü (feria paschatos/Osterfest) BWV 4, 15, 31, 160, 249
2. Paskalya günü (2. feria paschatos/2. Osterfesttag) BWV 6, 66
3. Paskalya günü (3. feria paschatos/3. Osterfesttag) BWV 134, 145, 158
Akpazar/Küçük paskalya (Quasimodogeniti/Weisser Sontag) BWV 42, 67
Paskalya ertesi 2. Pazar (Misericordia Domini) BWV 85, 104, 112
Paskalya ertesi 3. Pazar (Jubilate) BWV 12, 103, 146
Paskalya ertesi 4. Pazar (Cantate) BWV 108, 166
Paskalya ertesi 5. Pazar (Rogate) BWV 86, 87
İsa’nın göğe çıkışı günü (festo ascensionis Christi/Himmelfahrt Christi) BWV 11, 37, 43, 128
Paskalya ertesi 6. Pazar (Exaudi) BWV 44, 183
Pentakot 1. Günü (festo pentecostes/Pfingstfest/1. Pfingsfesttag) BWV 34, 59, 74, 172, 218
Pentakot 1. Günü (feria pentecostes/Pfingstfest/2. Pfingsfesttag) BWV 68, 173, 174
Pentakot 3. Günü BWV 175, 184
Üçlübirlik günü ertesi 2. Pazar BWV 2, 76
Üçlübirlik günü ertesi 3. Pazar BWV 21, 135
Üçlübirlik günü ertesi 4. Pazar BWV24, 177, 185
Üçlübirlik günü ertesi 5. Pazar BWV 88, 93
Üçlübirlik günü ertesi 6. Pazar BWV 9, 170
Üçlübirlik günü ertesi 7. Pazar BWV 107, 186, 187, ek1
Üçlübirlik günü ertesi 8. Pazar BWV 45, 136, 178
Üçlübirlik günü ertesi 9. Pazar BWV 94, 105, 168
Üçlübirlik günü ertesi 10. Pazar BWV 46, 101, 102
Üçlübirlik günü ertesi 11. Pazar BWV 113, 179, 199
Üçlübirlik günü ertesi 12. Pazar BWV 35, 69, 137
Üçlübirlik günü ertesi 13. Pazar BWV 33, 77, 164
Üçlübirlik günü ertesi 14. Pazar BWV 17, 25, 78
Üçlübirlik günü ertesi 15. Pazar BWV 51, 99, 100, 128
Üçlübirlik günü ertesi 16. Pazar BWV 8, 27, 95, 106, 161
Üçlübirlik günü ertesi 17. Pazar BWV 47, 114, 148
Üçlübirlik günü ertesi 18. Pazar BWV 96, 169
Üçlübirlik günü ertesi 19. Pazar BWV 5, 48, 56, ek2
Üçlübirlik günü ertesi 20. Pazar BWV 49, 162, 180
Üçlübirlik günü ertesi 21. Pazar BWV 38, 98, 100, 109, 188
Üçlübirlik günü ertesi 22. Pazar BWV 55, 89, 115
Üçlübirlik günü ertesi 23. Pazar BWV 52, 139, 163
Üçlübirlik günü ertesi 24. Pazar BWV 26, 60
Üçlübirlik günü ertesi 25. Pazar BWV 90, 116
Üçlübirlik günü ertesi 26. Pazar BWV 70
Üçlübirlik günü ertesi 27. Pazar BWV 140
Meryem’in arınması (festo purificationis Mariae/Fest Mariä Reinigung) BWV 82, 83, 125, 157, 158, 161
Meryem’e haber günü (festo annunciationis Mariae/Fest Mariä Verkündigung) BWV 1, 182
Meryem ziyareti (feto visitationis Mariae/Fest Mariä Heimsuchung) BWV 10, 147
Johannes günü (festo St. Joannis Baptistae/Fest Johannis des Täufers/Johannisfest) BWV 7, 30, 167, 220
Mihael günü (festo Michaelis/Michaelisfest) BWV 19, 50, 130, 149, 219
Reform bayramı (31 Ekim, festo reformationis/Reformationsfest) BWV 79, 80
Hangi güne özgü olduğu belirtilmemiş dinsel kantatlar: BWV 21, 51, 54, 97, 117, 131, 150, 189, 192, 200, 221,22, 223, 224
Seçim kantatları: BWV 71, 119, 69, ek4, 120, 69a, ek3, 29, 137, 193
Evlilik kantatları: BWV 34a, 120a, 195, 196, 197
Org kutsaması: BWV 194
Cenaze müzikleri: BWV 53, 106, 118, 157, 198, ek16, 17
Dünyasal kantatlar: BWV 30a, 46a, b, c, 134a, 173a, 193a, 201, 205, 205a, 206, 207, 207a, 208, 208a, 209, 210, 210a, 211, 216, 216a, 249a, b, ek5-15, 18 – 19.

Motetler

BWV 225 Singet dem Herrn ein neues Lied (Efendimize yeni bir şarkı söyleyin)
BWV 226 Der Geist hilft unsrer Schwachheit (Ruh, güçsüzlüğümüzde destek olur)
BWV 227 Jesu meine freude (İsa, sevincim)
BWV 228 Fürchte dich nicht, ich bin bei dir (Korkma, yanındayım)
BWV 229 Komm, Jesu, komm! (Gel İsa, gel!)
BWV 230 Lobet den Herrn, alle Heiden (Efendimizi övün, tüm dinsizler)
BWV 231 Sei Lob und Preis mit Ehren (Saygıyla övgü sana)

Missalar

BWV 232 si minör missa, Leipzig 1733
BWV 233 Fa Majör missa, Leipzig 1737?
BWV 234 La majör missa, Leipzig 1737/38?
BWV 235 si minör missa, Leipzig 1737?
BWV 236 Sol Majör missa, Leipzig 1737/38?
BWV 237-242 Missa bölümleri (Do Majör, Re Majör, re minör, Sol Majör, 5 Re Majör Sanctus, 1 sol minör Christe elesion)
BWV 243 Re Majör Magnificat (ilk versiyonu Mi-bemol Majör)

Oratoryolar ve passionlar

BWV 244 St. Matthew Passion (Matthäuspassion) Matta azabı
BWV 245 St. John Passion (Johannespassion) Yahya azabı
BWV 246 St. Luke Passion (Lukaspassion) Luka azabı
BWV 247 St. Mark Passion (Markuspassion) Mark azabı BWV 248 Cristmas Oratorium (Weihnachts-Oratorium) Noel Oratoryosu
BWV 249 Easter Oratorium (Oster-Oratorium) Paskalya Oratoryosu

Dört sesli koraller

BWV 439-507 Dinsel şarkı ve aryalar (Schemelli’nin şarkı albümünden şifreli ve şifresiz bas ile)
BWV 508-518 Şarkılar ve aryalar (Anna Magdalena Bach’ın 2. albümünden, 1725)
BWV 519-523 Beş dinsel şarkı
BWV 524 Qoudlibet (eksiktir)

Org eserleri

BWV 525-530 Trio sonatlar
Forkel’in bildirdiğine göre Sebastian Bach “iki klavye ve bir pedal için 6 sonat”ı en büyük oğlu William Friedmann (d.1710) için yazmıştır. Başlığını yanlış yorumlayanlar bu eserleri Bach’ın evinde kullandığı bilinen pedalli klavsen için yazdığını ileri sürmüşlerse de org eserleri olduğu kesindir. BWV 528 eser sayılı sonatın ilk bölümü 1723’te yazılmış bir kantatın giriş bölümünden uyarlanmış olduğuna göre hepsi sonatların hepsi, Bach’In Leipzig’deki ilk yıllarında yazılmış ve üstün yetenekli oğlu tarafından çok geçmeden eğitim materyalleri olarak kullanılmış olabilir. İtalyan stilinde konçerto formunun hızlı-yavaş-hızlı akışlı üç bölümlü (sadece BWV 528’de ilk kısa ve yavaş bir giriş vardır) yapısını gösteren sonatların hızlı bölümleri genellikle A-B-A formundadır. A kısımları biçimsel benzerlik gösterirken, B kısımları daha hareketli ve geliştirimsel niteliklidir. Bach’ın konçertolarında görülen birlikte girişli ve rondo formuna yakın biçimsel kuruluş bu hızlı bölümlerde de gözlemlenebilir. Bölümler ana tonalitelerde etkileyici bir ana düşünce ile başlayıp biter. Gerekli geçişleri gerçekleştiren zıt nitelikli yan kesimlerin arasına ana konunun yakın tonlara aktarılmış biçimleri serpiştirilir. Ağır akışlı orta bölümler daha yalın bir yapı gösterir. Her iki üst parti ezgisel çizgiyi örerken bas partisi destekleme işlevini görür. A-B-A biçimi bu bölümlerde de sık görülür.
Bu altı sonatta Bach, iki ezgi çalgısı ile sürekli bas için trio sonat alanındaki deneylerini sürdürür. Trio sonatların en az üç çalıcı (eğer sürekli bas bir bas çalgısı ile pekiştirilecekse dört çalıcı) tarafından seslendirilmeleri gerekirken, Bach Köthen’de yazdığı sanılan Keman, Klavsen sonatlarında, solo çalgılarından birinin partisini klavsenin sağ eline, sürekli bası ise sol eline yazmıştır. Bu sayede üç çalıcı gerekirken sadece iki çalıcının seslendirebilmesine olanak sağlamış, org sonatlarında ise iki ezgi partisini olgun elle çalınan klavye partilerine, bası da ayakla çalınan pedal partisine yazarak tek bir kişinin seslendirebileceği trio sonatlar yazmıştır. Bach’ın diğer org eserlerinden alıştığımız dolgun tınlayış yerine bu sonatlarda baştan sona hemen hemen yalnızca üç partili yazı buluruz.
Trio Sonat no.1 BWV 525 Mi-bemol Majör
I. Tempo belirtilmemiş (Allegro) - II. Adagio - III. Allegro.
Trio Sonat no.2 BWV 526 do minör
I. Vivace - II. Largo - III. Allegro.
Trio Sonat no.3 BWV 527 re minör
I. Andante - II. Adagio e dolce - III. Vivace.
Trio Sonat no.4 BWV 528 mi minör
I. Adagio-Vivace - II. Andante - III. Un poco allegro
Trio Sonat no.5 BWV 529 Do Majör
I. Allegro - II. Largo - III. Allegro
Trio Sonat no.6 BWV 530 Sol Majör
I. Vivace - I. Lento - III. Allegro
BWV 531-582 Prelüd ve Fügler
Bach’ın org için yazdığı prelüd ve füglerden 30 tanesi birer çift oluşturur (Prelüd ön çalınış anlamında ve ardından genellikle bir füg takip eder) diğerleri tek prelüd ya da füg bölümü olanlardır. Prelüdlerin birkaçı Toccata ya da Fantazi gibi müziksel olarak yakın başlıklar taşır.
BWV 531 Do Majör Prelüd ve Füg
BWV 532 Re Majör Prelüd ve Füg
BWV 533 mi minör Prelüd ve Füg
BWV 534 fa minör Prelüd ve Füg
BWV 535 sol minör Prelüd ve Füg
BWV 536 La Majör Prelüd ve Füg
BWV 537 do minör Prelüd ve Füg
BWV 538 re minör Toccata ve Füg
BWV 539 re minör Prelüd ve Füg
BWV 540 Fa Majör Toccata ve Füg
BWV 541 Sol Majör Prelüd ve Füg
BWV 542 sol minör Fantezi ve Füg
BWV 543 la minör Prelüd ve Füg
BWV 544 si minör Prelüd ve Füg
BWV 545 Do Majör Prelüd ve Füg
BWV 546 do minör Prelüd ve Füg
BWV 547 Do Majör Prelüd ve Füg
BWV 548 mi minör Prelüd ve Füg
BWV 549 do minör Prelüd ve Füg
BWV 550 Sol Majör Prelüd ve Füg
BWV 551 la minör Prelüd ve Füg
BWV 552 Mi-bemol Majör Prelüd ve Füg
BWV 553-560 Sekiz küçük Prelüd ve Füg
BWV 553 Do Majör
BWV 557 Sol Majör
BWV 554 re minör
BWV 558 sol minör
BWV 555 mi minör
BWV 559 la minör
BWV 556 Fa Majör
BWV 560 Si-bemol Majör
BWV 561 La Majör Fantezi ve Füg
(Bach’ın olduğu kuşkuludur, bir öğrencisine ait olduğu da düşünülmektedir)
BWV 562 Do Majör Fantezi ve Füg
(Bach’ın olduğu kuşkuludur, bitmemiş bir eser olmasına rağmen sık seslendirilir)
BWV 563 Fantasia con Imıtatione (Benzetmeli fantezi) si minör
BWV 564 Do Majör Toccata, Adagio ve Füg
BWV 565 re minör Toccata ve Füg
BWV 566 Mi Majör Toccata
BWV 567 Do Majör Prelüd
BWV 568 Sol Majör Prelüd
BWV 569 la minör Prelüd
BWV 570 Do Majör Fantazi
BWV 571 Sol Majör Fantazi
BWV 572 Sol Majör Fantazi
BWV 573 Do Majör Fantazi
BWV 574-579 Küçük org fügleri
BWV 574 do minör Füg
BWV 577 Sol Majör Füg “Alla Gigue”
BWV 575 re minör Füg
BWV 578 sol minör Füg
BWV 576 Sol Majör Füg
BWV 579 si minör Füg
BWV 580 Re Majör Füg
BWV 581 Sol Majör Füg
BWV 582 do minör Paskalya ve Füg
BWV 583 re minör trio
BWV 584 sol minör trio
BWV 585 do minör trio
BWV 586 Sol Majör trio
BWV 587 Fa Majör Arya
BWV 588 re minör Kanzon
BWV 589 Re Majör Alla breve
BWV 590 Fa Majör Pastoral
BWV 591 Küçük Uyumlu Labirent
BWV 592-597 Org için 6 Konçerto
Bestelenişleri Weimar’da belki J.Gottfried Walther’in benzer çalışmalarının etkisiyle. Üçü Vivaldi’nin iki genç yaşta ölen Weimar dükü Johann Ernst’in, biri de kimliği belirlenememiş bir bestecinin keman konçertosundan uyarlanmıştır.
BWV 592 Org Konçertosu no.1 Sol Majör
BWV 593 Org Konçertosu no.2 la minör
BWV 594 Org Konçertosu no.3 Do Majör
BWV 595 Org Konçertosu no.4 Do Majör
BWV 596 Org Konçertosu no.5 re minör
BWV 597 Org Konçertosu no.6 Mi-bemol Majör
BWV 598 Org için pedal alıştırması. (Pedal-Exercitium)
BWV 599-644 Org kitabı (Orgelbüchlein)
BWV 645-650 Çeşitli Türden Altı Koral
BWV 651-668 Çeşitli Türden Onsekiz Koral
BWV 669-689 Koral işlemeleri
BWV 690-713 Kirnberger Dermesi’nden Koral İşlemeleri
BWV 714-740 Koral İşlemeleri
BWV 741-765 Koral Prelüdleri
BWV 766-768 Çeşitlemeler (Partite Diverse)
BWV 769 Kanonsal çeşitlemeler
BWV 770 Çeşitlemeler (Partite Diverse)
BWV 771 Çeşitlemeler

Klavsen eserleri

BWV 772-801 İki ve Üç Sesli Envansiyonlar Klavsen için 20 tane eğitici parçadan oluşur. İlk biçimleri Bach’ın 9 yaşındaki oğlu Wilhelm Friedmann için 22 Ocak 1720 günü yazmaya başladığı nota kitabında Praeambulum ve Fantasia başlıklarıyla, son biçimleri de Bach’ın kendi eliyle yazdığı bir kitap biçimindedir. Bu kitabın kapağında, amacının klavsen çalmayı sevenlere ve özellikle öğrenmek isteyenlere, bu konuda kılavuzluk olduğunu belirtir. 2 partili olanlar açık seçik çalabilme, 3 partili olanlar ise doğru ve iyi biçimde üstesinden gelebilme, buluşlar üretme ve geliştirme, çalıcılıkta ezgisel bir biçime ulaşabilme ve üretmekten güçlü bir ön haz alma gibi amaçları vardır.
BWV 772-786 İki Sesli Envansiyonlar
BWV 787-801 Üç Sesli Envansiyonlar
No.1 Do Majör
No.1 Do Majör
No.2 do minör
No.2 do minör
No.3 Re Majör
No.3 Re Majör
No.4 re minör
No.4 re minör
No.6 Mi-bemol Majör
No.6 Mi-bemol Majör
No.7 mi minör
No.7 mi minör
No.8 Fa Majör
No.8 Fa Majör
No.9 fa minör
No.9 fa minör
No.10 Sol Majör
No.10 Sol Majör
No.11 sol minör
No.11 sol minör
No.12 La Majör
No.11 sol minör
No.13 la minör
No.13 la minör
No.14 Si-bemol Majör
No.14 Si-bemol Majör
No.15 si minör
No.15 si minör
İngiliz Suitleri
Prelüdleri olmakla Fransız suitlerinden ayrılan bu altı suit için neden “İngiliz” nitelemesinin eklendiği bilinmemektedir. Kimi yazar bir İngiliz için bestelenmiş olabileceklerini, kimiyse Londra’da etkinlik gösteren Dieupart ve Händel’in suitlerine benzerlik gösterdikleri için bu adı almış olabileceklerini ileri sürer.
Fransız Suitleri
Prelüdlerinin olmayışı ile İngiliz suitlerinden ayrılan bu altı suite “Fransız Suitleri” başlığını Bach’In verdiği sanılmıyor. Bu başlığın yakıştırılmasında neden olarak olsa-olsa bölümlerinin özlü oluşu gösterilebilir. İlk beş suit Anna Magdalena Bach için Köthen’de 1722’de yazılmaya başlanan nota kitabında bulunduğuna göre bu sıralarda yazılmış olabilir.
BWV 806-811 İngiliz Suitleri
BWV 812-817 Fransız Suitleri
No.1 La Majör
No.1 re minör
No.2 la minör
No.2 do minör
No.3 sol minör
No.3 si minör
No.4 Fa Majör
No.4 Mi-bemol Majör
No.5 mi minör
No.5 Sol Majör
No.6 re minör
No.6 Mi Majör
BWV 818 la minör Suit
BWV 818a la minör suit (yeniden düzenlenmiş)
BWV 819 Mi-bemol Majör Suit
BWV 820 Fa Majör uvertür (suit)
BWV 821 Si-bemol Majör suit
BWV 822 sol minör suit
BWV 823 fa minör suit
BWV 824 La Majör suit
BWV 825-830 Altı Partita
No.1 Si-bemol Majör
No.2 do minör
No.3 la minör
No.4 Re Majör
No.5 Sol Majör
No.6 mi minör
BWV 831 si minör Partita “Fransız uvertürü”
BWV 832 La Majör Partita
BWV 833 Fa Majör Prelüd ve Partita
BWV 834-845 Çeşitli suit bölümleri
BWV 834 do minör Allemande
BWV 840 Sol Majör Courante
BWV 835 la minör Allemande
BWV 841 Sol Majör Menuet
BWV 836 sol minör Allemande
BWV 842 sol minör Menuet
BWV 837 sol minör Allemande
BWV 843 Sol Majör Menuet
BWV 838 Allemande ve Courante
BWV 844 re minör Scherzo
BWV 839 sol minör Sarabande
BWV 845 fa minör Gigue
BWV 846-893 Eşit Düzenlenmiş Klavye (Das Wohltemperierte Klavier)
BWV 846 Do Majör 4 sesli
BWV 847 do minör 3 sesli
BWV 848 Do-diyez Majör 3 sesli
BWV 849 do-diyez minör 5 sesli
BWV 850 Re Majör 4 sesli
BWV 851 re minör 3 sesli
BWV 852 Mi-bemol Majör 3 sesli
BWV 870 Do Majör 3 sesli
BWV 871 do minör 4 sesli
BWV 872 Do-diyez Majör 3 sesli
BWV 873 do-diyez minör 3 sesli
BWV 874 Re Majör 4 sesli
BWV 875 re minör 3 sesli
BWV 876 Mi-bemol Majör 4 sesli
BWV 853 mi-bemol minör 3 sesli
BWV 854 Mi Majör 3 sesli
BWV 855 mi minör 2 sesli
BWV 856 Fa Majör 3 sesli
BWV 857 fa minör 4 sesli
BWV 858 Fa-diyez Majör 3 sesli
BWV 859 fa-diyez minör 4 sesli
BWV 860 Sol Majör 3 sesli
BWV 861 sol minör 4 sesli
BWV 862 La-bemol Majör 4 sesli
BWV 863 sol-diyez minör 4 sesli
BWV 864 La Majör 3 sesli
BWV 865 la minör 4 sesli
BWV 866 Si-bemol Majör 3 sesli
BWV 867 si-bemol minör 5 sesli
BWV 868 Si Majör 4 sesli
BWV 869 si minör 4 sesli
BWV 877 mi-bemol minör 4 sesli
BWV 878 Mi Majör 4 sesli
BWV 879 mi minör 3 sesli
BWV 880 Fa Majör 3 sesli
BWV 881 fa minör 3 sesli
BWV 882 Fa-diyez Majör 3 sesli
BWV 883 fa-diyez minör 3 sesli
BWV 884 Sol Majör 3 sesli
BWV 885 sol minör 4 sesli
BWV 886 La-bemol Majör 4 sesli
BWV 887 sol-diyez minör 3 sesli
BWV 888 La Majör 3 sesli
BWV 889 la minör 3 sesli
BWV 890 Si-bemol Majör 3 sesli
BWV 891 si-bemol minör 4 sesli
BWV 892 Si Majör 4 sesli
BWV 893 si minör 3 sesli
BWV 894 la minör Prelüd ve Füg
BWV 895 la minör Prelüd ve Füg
BWV 896 La Majör Prelüd ve Füg
BWV 897 la minör Prelüd ve Füg
BWV 898 Si-bemol Majör Prelüd ve Füg
BWV 899 re minör Prelüd ve Küçük Füg
BWV 900 mi minör Prelüd ve Küçük Füg
BWV 901 Fa Majör Prelüd ve Küçük Füg
BWV 902 Sol Majör Prelüd ve Küçük Füg
BWV 903 re minör Kromatik Fantezi ve Füg
BWV 904 la minör Fantezi ve Füg
BWV 905 re minör Fantezi ve Füg
BWV 906 do minör Fantezi ve Füg
BWV 907 Si-bemol Majör Fantezi ve Füg
BWV 908 Re Majör Fantezi ve Füg
BWV 909 do minör Konçerto ve Füg (Bach’ın oldu kesin değildir)
BWV 910 fa-diyez minör Toccata ve Füg
BWV 911 do minör Toccata ve Füg
BWV 912 Re Majör Toccata ve Füg
BWV 913 re minör Toccata ve Füg
BWV 914 mi minör Toccata ve Füg
BWV 915 sol minör Toccata ve Füg
BWV 916 Sol Majör Toccata ve Füg
BWV 917 sol minör Fantezi
BWV 918 do minör Fantezi
BWV 919 sol minör Fantezi
BWV 920 do minör Prelüd
BWV 921 la minör Prelüd
BWV 922 si minör Prelüd
BWV 923-932 Dokuz Küçük Prelüd
BWV 933-938 Altı Küçük Prelüd
BWV 939-943 Beş Küçük Prelüd
BWV 944-962 Çeşitli Fügler ve Fügatolar
BWV 963 Re Majör Sonat
BWV 964 re minör Sonat
BWV 965 la minör Sonat
BWV 966 Do Majör Sonat
BWV 967 la minör Sonat
BWV 968 Sol Majör Adagio (BWV 1005, 3. Solo keman sonatından ilk bölümün uyarlamasıdır)
BWV 969 sol minör Andante (Bach’ın olduğu kuşkuludur)
BWV 970 re minör Presto (Bach’ın olduğu kuşkuludur)
BWV 971 İtalyan Konçerto, Fa Majör
I. Tempo belirtilmemiş - II. Andante - III. Presto
Büyük grup (tutti) ile küçük grup (concertino) arasında çekişmeli olarak çalınarak yapılan müzik ilkesine dayanan barok konçertoyu Bach iki klavyeli klavsene uyarlamıştır. Bunu alt klavyeyi tutti, üst klavyeyi de concertino olarak kullanmış ve bunu da partisyon üzerinde forte ve piano olarak belirtmiştir. Birinci bölüm üç konulu tipik bir konçertodur. İkinci bölüm ezgisel yapısı ile dikkati çeker, sürekli bir bas hareketi devam ederken bir keman konçertosunun ikinci bölümünü andıran bir yapıda işlenir. Üçüncü bölüm ise son derece canlı ve çekişmelidir. Adeta bir orkestra konçertosu gibidir.
BWV 972-987 Solo Klavsen için Konçertolar
BWV Goldberg Varyasyonları (30 Çeşitlemeli Aria)
Çariçe Büyük Katarina’nın Saksonya sarayı katındaki elçisi Kont Hermann Carl von Kaiserling’e uyuyabilmesi için her gece müzik çalmakla görevli olan, Johann Gottlieb Goldberg için bestelenmiştir. Bu yüzden başlığı da “Goldberg Varyasynları”dır. Bach’ın en önemli eserleri arasında yer alır, Aria adlı konusu kimin olduğu bilinmeyen ve ilk kez Anna Magdalena’nın 1725 tarihli 2. Nota kitabında görülen bir sarabanddır. Dizinin en başında ve en sonunda birer kez çalınan bu aryanın 32. Ölçülük bası üzerine kurulmuş ve çeşitlemeler bir yandan büyük çeşitlilik gösterirken öte yandan benzer özelliklerle de diziye bakışık bir çatı kurarlar. Her üçüncü çeşitlemede (3, 6, 9, 12, 15, 18, 21, 24 ve 27 sırasayılılar) kanon örgüsünde olup benzet-leme aralığı birliden sırayla dokuzluya dek açılır. Son çeşitlemede “Lahana ile Pancar beni kaçırdı” ve “Nicedir seninle olamadım” adlı halk ezgilerini örgüsüne kattığından qoudlibet başlığını taşır.
BWV 989 İtalyan biçiminde çeşitlemeli aria, la minör
BWV 990 Saraband ve çeşitlemeler, Do Majör (Bach’ın olduğu kuşkulu sayılır)
BWV 991 Arya ve çeşitlemeler (Bach’ın olduğu kuşkulu sayılır)
BWV 992 Çok sevgili Ağabeyinin ayrılışı üzerine Kapris, Mi Majör
BWV 993 mi minör Kapris
BWV 994 Do Majör Applicatio

Lavta eserleri

BWV 995 Lavta suiti no.3 sol minör
BWV 996 Lavta suiti no.1 mi minör
BWV 997 do minör Partita
BWV 998 Prelüd, Füg ve Allegro, Mi-bemol Majör
BWV 999 do minör Prelüd
BWV 1000 sol minör Füg

Oda müziği eserleri

BWV 1001-1006 Solo Keman için 3 Sonat ve 3 Partita
Bach’ın eşliksiz solo çalgılar için yazdıklarının doruğu, dehasının en önemli kanıtları sayılan ve bugün “Altı sonat” olarak adlandırılan bu solo keman eserleri gerek bütün olarak, gerekse tek bölümleri ile sık sık seslendirilmektedir. İşlenişinde yer-yer gölülen geniş ve dört sesli akorların Bach zamanında daha eğimli olan (bugün Bach yayı olarak bilinen) keman yayı ile ancak çalına-bildiği sanılır. Bestecinin “sonat” başlığını verdiği eserler kilise sonatının ağır-hızlı-ağır-hızlı dizilişli dört bölümünü, “partita” adını verdikleriyse barok suit bölümlerini ardarda dizer. Hepsinin 1720 civarında Köthen’de bestelenmiş oldukları düşünülmektedir.
BWV 1001-1006 Solo keman için 3 sonat ve 3 partita Sonat no.1 BWV 1001 sol minör
Partita no.1 BWV 1002 si minör
Sonat no.2 BWV 1003 la minör
Partita no.2 BWV 1004 re minör
Sonat no.3 BWV 1005 Do Majör
Partita no.3 BWV 1006 Mi Majör
BWV 1007-1012 Solo viyolonsel için 6 Suit Suit no.1 BWV 1007 Sol Majör
Suit no.4 BWV 1010 Mi-bemol Majör
Suit no.2 BWV 1008 re minör
Suit no.5 BWV 1011 do minör
Suit no.3 BWV 1009 Do Majör
Suit no.6 BWV 1012 Re Majör
BWV 1013 Solo Flüt için Sonat (Partita), la minör
BWV 1014-1019 Keman ve Klavsen için 6 sonat Sonat no.1 BWV 1014 si minör
Sonat no.4 BWV 1017 do minör
Sonat no.2 BWV 1015 La Majör
Sonat no.5 BWV 1018 fa minör
Sonat no.3 BWV 1016 Mi Majör
Sonat no.6 BWV 1019 Sol Majör
BWV 1020 Flüt ve Klavsen için Sonat sol minör
BWV 1021 Keman ve Sürekli Bas için Sonat Sol Majör
BWV 1022 Keman ve Klavsen için Sonat Fa Majör
BWV 1023 Keman ve Sürekli bas için Sonat mi minör
BWV 1024 Keman (ya da Flüt) ve Sürekli bas için Sonat do minör
BWV 1025 Keman ve Klavsen için Suit La majör
BWV 1026 Keman ve Klavsen için Füg sol minör
BWV 1027 Viyola da Gamba ve Klavsen için Sonat no.1 Sol Majör
BWV 1028 Viyola da Gamba ve Klavsen için Sonat no.2 Re Majör
BWV 1029 Viyola da Gamba ve Klavsen için Sonat no.3 sol minör
BWV 1030 Flüt ve Klavsen için Sonat no.1 si minör
BWV 1031 Flüt ve Klavsen için Sonat no.2 Mi-bemol Majör
BWV 1032 Flüt ve Klavsen için Sonat no.3 La Majör
BWV 1033 Flüt ve Sürekli bas için Sonat no.1 Do Majör
BWV 1034 Flüt ve Sürekli bas için Sonat no.2 mi minör
BWV 1035 Flüt ve Sürekli bas için Sonat no.3 Mi Majör
BWV 1036 İki keman (ya da Flüt ve Obua) ve Klavsen için Sonat no.1 re minör
BWV 1037 İki keman (ya da Flüt ve Obua) ve Klavsen için Sonat no.2 Do Majör
BWV 1038 İki keman (ya da Flüt ve Obua) ve Klavsen için Sonat no.3 Sol Majör
BWV 1039 İki keman (ya da Flüt ve Obua) ve Klavsen için Sonat no.4 Sol Majör
BWV 1040 Keman, Obua ve Sürekli bas için Çalgısal bölüm, Fa Majör

Konçertolar ve orkestra eserleri

BWV 1041-1045 Keman Konçertoları
BWV 1041 Keman, Yaylı Çalgılar ve Sürekli bas için Konçerto no.1 la minör
BWV 1042 Keman, Yaylı Çalgılar ve Sürekli bas için Konçerto no.2 Mi Majör
BWV 1043 İki Keman, Yaylı Çalgılar ve Sürekli bas için İkili Konçerto re minör
BWV 1044 Flüt, Keman, Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Üçlü Konçerto la minör
BWV 1045 Keman ve Orkestra için Sinfonia Re Majör
BWV 1046-1051 Brandenburg Konçertoları
BWV 1046 Brandenburg Konçertosu no.1 Fa Majör
(Konçertino: 2 Ob. Fgt. 2 Kr. Küçük kmn.)
BWV 1047 Brandenburg Konçertosu no.2 Fa Majör
(Konçertino: Bl.Fl., Ob., Trp., Kmn.)
BWV 1048 Brandenburg Konçertosu no.3 Sol Majör
BWV 1049 Brandenburg Konçertosu no.4 Sol Majör
(Konçertino: 2 Bl.Fl., Kmn.)
BWV 1050 Brandenburg Konçertosu no.5 Re Majör
(Konçertino: Fl., Kmn., Klv.)
BWV 1051 Brandenburg Konçertosu no.6 Si-bemol Majör
(Konçertino: 2 Vla. da Br. 2 Vla.da gmb.)
BWV 1052-1058 Klavsen Konçertoları
Leipzig’de Telemann Derneği Dinletileri için 1730-33 evresi keman konçertolarından (BWV 1052, 1054-1058) ve belki kilise kantatlarından (BWV 1053) uyarlamıştır. 7 klavsen konçertosu içinde bugün en çok sevilen ve sık seslendirilenleri 1. ve 5. konçertodur.
BWV 1052 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.1 re minör
BWV 1053 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.2 Mi Majör
BWV 1054 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.3 Re Majör
BWV 1055 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.4 La Majör
BWV 1056 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.5 fa minör
BWV 1057 Klavsen, 2 Blokflüt ve Yaylı Çalgılar için Konçerto (no.7) Fa Majör
BWV 1058 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.7 sol minör
BWV 1059 (Tamamlanmamış bir klavsen konçertosu olduğu düşünülür. Günümüzde genellikle orijinalinin bir obua konçertosu olabileceği sanılarak BWV 35 eser sayılı kantatından sinfonia ve aradaki allegro bölümü, ikinci bölüm için de 5. klavsen konçertosunun ağır bölümü kullanı-larak yeniden düzenlenmiştir.) BWV 1060 2 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.1 do minör
BWV 1061 2 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.2 Do majör
BWV 1062 2 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.3 do minör
BWV 1063 3 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.1 re minör
BWV 1064 3 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto no.2 Do Majör
BWV 1065 4 Klavsen ve Yaylı Çalgılar için Konçerto la minör
BWV 1066-1070 Orkestra Suitleri (Uvertürler)
BWV 1066 Suit no.1 Do Majör (2 Ob. Fgt. Yaylılar ve Sürekli bas için)
BWV 1067 Suit no.2 si minör (Flt. Yaylılar ve Sürekli bas için)
BWV 1068 Suit no.3 Re Majör (2 Ob. 1 Fgt. 3 Trp. Timp. Yaylılar ve Sürekli bas için)
BWV 1069 Suit no.4 Re Majör (3 Ob. 1 Fgt. 3 Trp. Timp. Yaylılar ve Sürekli bas için)
BWV 1070 Yaylılar ve Sürekli bas için Suit sol minör (Bach’ın olduğu kuşkuludur)
BWV 1071 Sinfonia, Fa Majör (1. Brandenburg Konçertosunun 3. Bölümü ve Polacca kısmı çıkarılarak yapılmış bir yeniden düzenlemesidir)

Kanonlar

BWV 1072 Sekiz Partili Kanon (Marpurg için)
BWV 1073 Dört Partili Kanon L. F. Hudemann için)
BWV 1074 Dört Partili Kanon (J. M. Gesner için)
BWV 1075 İki Partili Kanon (Mizler’in derneği için için)
BWV 1076 Altı Partili Kanon (J. G. Fulde için)
BWV 1077 Üç Partili Kanon (J. Walther için)
BWV 1078 Yedi Partili Kanon (Belki B. Schmidt/Faber için)
BWV 1079 Müzikal Sunu (The Musical Offering/Musicalisches Opfer)
BWV 1080 Füg Sanatı (Die Kunst der Fuge/The Art of the Fuga)
Devamını oku ...

Pyotr İlyiç Çaykovski

Rus besteci. 1840’ta Volkinsk’te doğdu, 1893’te Petersburg’ta öldü. On dokuzuncu yüzyılın önde gelen
bestecilerindendir. Melodilerinin zenginliği ve orkestra düzenlemeleriyle dikkat çekmiş, Kuğu Gölü,
Fındıkkıran ve Uyuyan Güzel bale müzikleri, klasik balenin başeserleri kabul edilmiştir.
Çaykovski bir mâden mühendisinin oğluydu. Aslında hukukçu olmak istiyordu. Amatör olarak piyano
dersleri aldı. Anton Rubinstein’in orkestralama derslerini takip etti ve 1866’da Rubinstein’in kardeşi
Nikolay tarafından Moskova Konservatuvarında armoni hocalığına getirildi. Balakirev ve Rimsiky
Korsakov ile bu dönemde tanıştı ve onların müzik görüşleri ilgisini çekti. Sinirlerinin zayıf oluşu,
duygusal hayatında dengesizliklere yol açtı, depresyonlar geçirdi. 1877’de yaptığı başarısız evlilik
yüzünden intihara kalkıştı. Ertesi sene Nadejda von Meck isimli bir hayranının maddî desteği
sâyesinde kendini beste çalışmalarına verdi. Nadejda ile yazışmaları 1886’ya kadar sürdü. 1891’de
turneye gittiği ABD’de Carnegie Hall’i hizmete açtı. İki yıl sonra Ağustos 1893’te kendisinin başeser
saydığı Opus 74 Si Minör Altıncı (Patetik) Senfonisini tamamladı. Senfoninin ilk çalınışını da kendi
yönetti, fakat eserin fazla takdir edilmemesi onu hayal kırıklığına uğrattı.
Çaykovski’nin ölümü bir esrar perdesiyle örtülmüştür. Öldüğünde, şehirdeki kolera salgını sırasında
kaynamamış su içerek bu hastalığa yakalandığı söylentisi yayıldı. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında
yapılan araştırmalar ise, imparatorluk âilesinden bir erkekle gayri ahlâkî ilişkiye girdiği yolundaki
suçlama üzerine bir skandalı önlemek maksadıyla zehir içerek hayatına kıymış olabileceğini ortaya
koymuştur. Kimi söylentilere göre de son senfonisinin başarısızlığı yüzünden intihar etmiştir.
Devamını oku ...